|
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ETKİNLİKLERİ
Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası (BASS), Abant’ta düzenlediği etkinlikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.
BASS, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bölge şubelerinden 400 kadın üyesinin de katılımı ile Abant Palace Otel’de bir etkinlik düzenledi. Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen etkinliğe, Türk-İş Genel Mali Sekreteri ve Demiryol-İş Sendikası Genel Başkanı Ergün Atalay, Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman ve BASS Genel Başkanı Turgut Yılmaz ve sendika yöneticileri de katıldı.
Türk-İş Genel Mali Sekreteri Ergün Atalay, Dünya Kadınlar Günü’nün kısa tarihçesini anlatarak başladığı konuşmasında, bu güne Türk-İş’in gereken önemi verdiğini ve Türk-İş Yöneticilerinin bugün ülkenin değişik yörelerindeki etkinliklere katılmakta olduklarını anlatarak sürdürdüğü konuşmasını, BASS Sendikasının yıllardır sürdürdüğü etkinlikler nedeniyle sendika yöneticilerine ve katılımcı kadın üyelere teşekkür ederek tamamladı.
Daha sonra kürsüye gelen BASS Genel Başkanı Turgut Yılmaz’da, kadın hakları kavramını insan hakları kavramından ayrı tutmanın mümkün olamayacağını belirterek, “ kadın hakları ile savunulan kadınların ayrıcalıklı haklara sahip olması değil, sırf insan oldukları için her yerde ve herkes için geçerli olan haklara sahip olmalarıdır.” dedi. Genel Başkanımız Turgut Yılmaz’ın konuşmasından bir bölümünü sunuyoruz.
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
Sevgili arkadaşlarım; BASS Sendikası olarak tüm kadın üyelerimizin, ülkemiz ve dünya kadınlarının gününü kutluyoruz.
Sendikamızın yıllardan beri gelenek haline getirdiği 8 Mart Kutlamalarının /etkinliklerinin bir yenisini daha yaşıyor olmaktan ve bunu bir bayram havasında kadın-erkek tüm üyelerimizle paylaşmaktan büyük mutluluk duymaktayım.
Tüm dünyada konuluş ve kutlanış amacına uygun olarak, sendikamızda yıllardır, gerek kendi kadın üyelerinin, gerekse toplum içinde kadınlarımızın yaşamakta olduğu sorunların ortadan kaldırılması, en azından asgariye indirilmesi için üzerine düşen görevi yapmaktan kaçınmamış ve 8 Mart’ın bu bağlamda değerlendirilmesi için her türlü çabayı sarf etmiştir, etmektedir.
Ancak, altını çizerek ifade etmek gerekir ki, 2009 yılının 8 Mart’ı ülkenin ve dünyanın geçirmekte olduğu dönem itibarıyla, geçmiş 8 Mart’lardan çok daha farklı, çok daha yaşamsal ve kritik gelişmelere tanıklık etmektedir.
Bir yandan küresel ekonomik krizin yükünü, yaşamın çilesini en fazla çalışan kadınlarımızla birlikte, gelir getirici bir işte çalışmamış bile olsa evde, ev işlerinde, evinin mutfağında annelerimiz, kadınlarımız yaşamakta hissetmekte, öbür yandan bölgemiz ortadoğu da Filistin/Gazze’de, Irak’da ve dünyanın diğer bölgelerindeki savaşlarda çocuklarını, canlarını yitiren analar acı içinde kıvranmakta ve yaşam mücadelesi vermektedirler.
Böylesi bir genel manzara içinde 2009’un 8 Mart’ının gündemi elbette ağır.
Elbette ki, çalışan kadınların sorunları, toplumsal sorunlar arasındaki yerini, önemini ve önceliğini kaybetmiş değil. Ama isterseniz önce nedir bu kadınlar günü? Niçin kutlanıyor?. Kısaca Kadınlar Günü’nü bir hatırlayalım.
NEDEN KADINLAR GÜNÜ, NİÇİN 8 MART ?
Değerli arkadaşlarım;
Tüm dünyada kadınların hak ve eşitlik istemlerini vurguladığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne kaynaklık eden olay, 8 Mart 1857 tarihinde New York’ta gerçekleşti. 8 Mart 1857’de yaklaşık 40 bin New York’lu dokuma işçisi, 12-14 saate varan iş sürelerinin 8 saate indirilmesi, insanca yaşamaya yetecek ücret verilmesi, dayanılmaz düzeye ulaşan sefaletlerinin sonlandırılması ve eşit işe eşit ücret ödenmesi amacıyla greve çıktılar.
Ancak bu en doğal isteğe Amerikan polisi şiddetle karşılık verdi. Birçoğu genç kız olan 129 kadın, fabrikanın ateşe verilmesi sonucu yaşamını yitirdi.
New York’lu dokumacı kadınların bu direnişi yıllar boyunca unutulmadı.
1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı ilerici kadınlar toplantısında Alman Sosyal Demokrat Parti’nin önderlerinden Clara Zetkin, söz alarak1857 yılında yangında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanması önerisini getirdi. Zetkin’in önerisi oybirliği ile kabul edildi.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1975 yılını Dünya Kadınlar Yılı olarak kabul ederken, 16 Aralık 1977 tarihinde de 8 Mart’ı tüm kadınlar için “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul etti. 8 Mart işte böylesi bir sürecte tüm dünya kadınlarının kutladığı uluslar arası bir güne dönüştürüldü.
8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak tüm dünyada benimsenmesi ve özellikle 1990’lı yıllarda kadın örgütlenmesinin ülkemizde de boyutlanması sonucu, 8 Mart’lar çok daha kitlesel olarak kutlanmaya başlandı.
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, tabi ki acıklı bir olayı anmaktan öte bir amaca hizmet etsin diye kutlanmaktadır. Bu kutlamaların özünde kadının erkekle birlikte eşitlik ve özgürlük ilkelerine dayalı bir yaşam paylaşımı esas alınmalıdır. Bugün, dünyanın her ülkesinde, her bölgesinde kadınların toplumsal sorunları, çeşitli etkinliklerle dile getirilmekte ve bunların çözüm yolları üzerinde durulmaktadır.
Değerli arkadaşlarım;
19. yüzyılda başlatılan bu mücadele günü, yukarıda değinildiği gibi, 1975 yılından bu yana dünyanın her bölgesinde, her ülkesinde kutlanıyor ve sıkıntılar sorunlar gündeme getiriliyor olmasına karşın, kadınların, özellikle de çalışan kadınların hala aşmaları gereken birçok sorunları bulunmaktadır.
Kadınların çalışma hayatındaki sorunlarını, kadın istihdamının ne kadar büyük sorunlarla dolu olduğunu göz ardı etmek mümkün değildir. Öncelikli olarak kadınların işgücüne katılımında geçmiş yıllara oranla düşüş yaşanması ve kadın emeğinin büyük ölçüde kayıt dışı ekonomide istihdam edilmesi oldukça kaygı verici bir durum.
1990 yılında kadıların işgücüne katılma oranları %34 iken, bu oranın günümüzde %20’in altına düşmüştür. Bunun en önemli nedenlerinden biri, kuralsızlaştırma, esnek çalışma, kamu harcamalarının kısılması, devletin küçültülmesi, emek maliyetinin düşürülmesi, kayıt dışı ekonominin büyümesi gibi olumsuzlukları beraberinde getiren ve tüm dünyayı büyük bir hızla kuşatan küreselleşme olgusu iken, şimdi de büyük bir küresel ekonomik kriz dünyayı etkisi altına almış ve başta kadın çalışanlar olmak üzere tüm çalışanların işini tehdit eder boyutlara ulaşmaktadır.
Zaten eğitim olanaklarından erkeklerle eşit oranda yararlanamamış ve bu nedenle de yeterli donanıma sahip olamayan kadınların işgücü piyasasında erkeklerle rekabet etmesi mümkün olamadığından, kadın işgücü büyük oranda, hiçbir sosyal güvencenin olmadığı, çok düşük ücretlerle ve çalışma koşullarının uygun olmadığı kayıt dışı ekonomide istihdam edilmeye başlanmıştır.
Yaşanan ekonomik güçlükler ve benzer etkenlerin yedek işgücü olarak kabul görmüş kadın istihdamını olumsuz etkilediği görülmektedir. Ancak gelişmiş ülkelerde en aza indirgenmiş de olsa hala varlığını sürdüren kadın-erkek ayrımcılığının kadın sorunlarını tetikleyen en önemli faktör olduğu gerçeğini de kabul etmek zorundayız. Gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ise ayrımcılık daha büyük boyutlarda kendini göstermektedir.
Kadına yönelik ayrımcılık çalışma hayatının her aşamasında kendini farklı boyutlarda göstermektedir.
Ataerkil bir aile ve toplum yapısına sahip ülkemizde, ailelerin, kız çocuklarının eğitimini büyük oranda ikinci plana atmaları ve ekonomik güçlükler nedeniyle kız çocuğunun eğitimine olanak bulunamaması, çalışma hayatına girdiğinde kadının vasıf gerektirmeyen ve emek yoğun işlerde çalışmalarına neden olmaktadır. İşe alınmada ayrımcılık, ücretlendirmede ayrımcılık, terfi imkanlarında ayrımcılık, cinsiyet ayrımcılığı, cinsel taciz, işten çıkarmalarda kadınların öncelikli olarak işten çıkartılması, doğum izni nedeniyle kadınların sorunlar yaşaması, çocuk bakımı ve aile sorumluluklarının kadının üstüne yüklenmesinden ötürü yaşanan olumsuzluklar da ayrımcılığın türleridir ve kadının yaşadığı sorunlardandır.
Bu kadar çok ayrımcılığa maruz kalan kadının çalışma hayatında başarılı olabilmesi, yönetim ve karar alma mekanizmalarında yeterince söz sahibi olabilmesi oldukca güçtür. Ancak, kadınların birçok ülkede ülke yönetimlerinin en üst kademelerine kadar erişmeleri ve görevlerini başarıyla yerine getirmeleri hepimizin gurur kaynağıdır.
Bu arada yeri gelmişken hatırlatmakta yarar görmekteyim. Çoğunuzun bildiği gibi, sendikamız BASS’ın kuruluşundan sekiz ay sonra yapılan genel kurulunda Genel Başkanlığa seçilen Sayın Nevber YAĞMURDERELİ sekiz yıl süre ile ve başarılı bir biçimde görev yapmıştır. Ve Sn. Nevber YAĞMURDERELİ, Türk Sendikal hareketinin ilk kadın genel başkanıdır. Kendisini rahmet, minnet ve şükran duygularımızla anıyoruz. ..../..
Değerli arkadaşlarım; Son yıllarda, özellikle de 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak benimsenmesi ve kadın örgütlenmesinin giderek hız kazanması sonucu ülkemizde de kadın hakları konusunda önemli gelişmeler yaşamaktayız ve bundan da BASS sendikası olarak mutluluk duymaktayız.
Tabi, belirtmek gerekir ki Türkiye’de kadının eşit haklar yürüyüşü yeni başlamadı, bugün sürüyor yarınlarda da elbette devam edecek.
Kurtuluş savaşında düşman işgaline karşı ülkesini, canını ortaya koyarak koruyan, cepheye top ve mermi yetiştiren Anadolu kadını, bugün kavuştuğu hakların büyük bölümüne cumhuriyetle ve demokrasiyle birlikte kavuştu.
Bugün huzurunuzda, tüm dünya, ülkemiz ve üyelerimiz arasında görev yapan kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Genel Başkanımız Turgut Yılmaz konuşmasından sonra kadın üyeleriyle sendikal ve güncel konular üzerine soru-cevap şeklinde sohbet etti.
Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman’da tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamasının ardından kadın çalışanlarının sıkıntılarını, sorunlarını dinledi. Kadın çalışanlarda ilk kez bir genel müdürle yüzyüze sohbet imkanı buldukları için Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman ve Sendika Genel Başkanı Turgut Yılmaz ve Yöneticilerine teşekkür ettiler.
Toplantı katılımcıların büyük memnuniyeti ile sona erdi. |